Köpeklerde Bulaşıcı Karaciğer Enfeksiyonu
Eyl16

Köpeklerde Bulaşıcı Karaciğer Enfeksiyonu

Bulaşıcı Karaciğer Enfeksiyonu (Hepatitis Contagiosa Canis) Özellikle yavru köpeklerin daha hassas olduğu virütik bir hastalıktır. Köpek, virüsü aldıktan 4-7 gün sonra klinik bulguları göstermeye başlar. Bazı köpeklerde önemli bir klinik bulgu göstermeden hafif halsizlik ve iştahsızlıkla atlatılabileceği gibi bazen de gene herhangi bir klinik bulgu göstermeden ani ölümle sonuçlanabilir. Hasta köpekte ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözyaşı akıntısı, bazen öksürük, burun akıntısı, karında ağrı, sarılık, yumuşak ve kanlı dışkı, gözün üst tabakasında (corneada) matlaşma (mavi gri göz) vücudun bazı bölgelerinde kan oturmaları (kulak, diş eti ve karın altı gibi bölgelerde daha rahat görülebilir) dikkati çeker. Kan oturmaları mevcut köpeklerde bu bulgu şiddetli hale gelebilir ve kan kaybından (özellikle karaciğer kanamasından) ölüm şekillenebilir. Kan tahlilinde pıhtılaşma süresinin azaldığı kan parametrelerinin değiştiği karaciğer enziminin yükseldiği görülür. Klinik bulgular ve laboratuvar bulguların yardımıyla teşhise gidilir. Hastalığın idrar dış ve solunum yoluyla bulaştığı dikkate alınarak muhakkak diğer köpeklerle hasta köpeğin teması kesilir. Tedavide hafif olaylarda sadece antibiyotik ve vitamin takviyesi yeterlidir. İştahsızlık gösteren hastalara serum takviyesi de yapmak gerekir. Gözünde gri mavileşme olan köpeklerde diğer tedavinin yanında göze antibiyotik bir krem uygulanması gerekir. Eğer kan oturmaları, kan kaybı gibi bulgular varsa kan nakli yapılması da değerlendirilebilir. Hepatitis contagiosa conisin aşısı vardır. Bir aylık olan yavrulara...

Devamını Oku
Kedi Gribi
Eyl15

Kedi Gribi

Kedilere insanlardan grip bulaşır mı? Ne kediler insanlardan, ne de insanlar kedilerden grip mikrobu kapar. Kedi gribinin belirtileri nelerdir? Kedi gribinin başlıca belirtileri aynı insanlarda olduğu gibi hapşırma ve ileride mukus kıvamına dönüşebilecek akan gözlerdir. Hapşırma başlamadan önce kedinin ateşi yükselir ve 105 F dereceye kadar çıkabilir. Kediler kendilerini halsiz hissederler ve burunları tıkalı olduğundan yemeklerin kokusunu alamazlar, bu yüzden de yemek yemek istemezler. Kedi gribine yol açan FCV virüsü ağız ülserlerine de yol açabilir bu da yemek yemeyi çok ağrı verici bir hale sokar; ayrıca kedinin sürekli salya akıtmasına da yol açabilir. Çene altındaki lenf bezleri şişer ve hissedilebilir. Bu belirtiler genellikle bir veya iki hafta sürür ve bu hastalığa yakalanmış kedilerin büyük çoğunluğu iyileştirilebilir. Tedavi Kedi gribine yakalanmış olanlar her zaman bir veterinere danışmalıdır; çünkü kedilerin ikinci bir bakteriyal enfeksiyona yakalanmasını önlemek için antibiyotik tedavisi gerekebilir. Kedilere küçük parçalar halinde; fakat sık aralıklarla sardalya, tavuk, ciğer gibi bol aromalı besinler verilmelidir. Kedinin tıkanık genzini açmak için, eğer kaçmaması sağlanabilirse her gün bir saat kadar buhar banyosu yararlıdır. Yine nefesini açmak için çenesinin altına mentollü merhemlerden veya yağlardan sürülebilir. Ancak kedi kendisini doğru dürüst temizleyemeyeceğinden (sürülenleri yalaması iyi olmaz) ılık suya batırılıp sıkılmış bir bez yardımıyla temizlemeniz ve...

Devamını Oku
Kedilerde Ağız Ve Diş Sağlığı
Eyl11

Kedilerde Ağız Ve Diş Sağlığı

Kedilerin dişlerinde çok nadir olarak çürüklerle karşılaşılırken periodontal hastalıklar (diş ve diş eti hastalıkları) çok sık görülmektedir. Özellikle 5 yaşını geçmiş kediler bu konuda risk altındadır. Neler Sebep Olur? Kedinizi sürekli yumuşak, unlu ve şekerli gıdalarla besliyorsanız (konserve mamalar mesela…) bir süre sonra bu besinler dişlerde plakalara sebep olacaktır. Bu plakalar temizlenmedikleri takdirde diş taşlarına (tartar) dönüşürler ve zamanla dişleri saran diş etlerinde problemlere yol açarlar. Bunun sonunda bir hastalık mikrobu vücuda kolaylıkla girebilir (ki bu mikroplar; kana karışarak birçok organı tehdit ederler) veya diş, kökünü saran dokulardan ayrılarak düşebilir. Nasıl Anlaşılır? Ağız kokusu, dişlerin renginde değişme, diş etlerinde kızarma ve şişme, dişlerde dökülme, ağlama, saklanma, çiğnemede zorluk, kilo kaybı ve iştahsızlık, salyanın artması ve kanlı salya, sebepsiz davranış bozuklukları diş ve diş eti problemlerine işaret eder. Ancak ağız kokusu her zaman diş ve diş eti problemi olduğunu göstermez. Kediniz açsa, sindirim bozukluğu veya bazı viral ve bakteriyal hastalıkları varsa da ağzı kokabilir. Bunların olmadığı kanıtlandığı zaman, diş ve diş eti problemleri düşünülmelidir. Ne Yapılabilir? Eğer diş taşı belirtilerine rastlarsanız, derhal veteriner hekiminize başvurun. Çünkü hemen temizlenmeleri gerekir. Eğer kediniz de diş taşı problemi yoksa ancak yaşı itibariyle riskli gruba giriyorsa, konserve mamadan çok kuru mamayı tercih edin (veteriner...

Devamını Oku
Kedilerde Göz Hastalıkları
Eyl09

Kedilerde Göz Hastalıkları

KONJUNKTİVİT (GÖZ NEZLESİ ) Doğrudan kedinin gözlerini etkileyen en yaygın sorun konjunktivit’ tir, halk arasında buna “pembe göz” de denilir. Bu durumda konjunktiva, viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, alerjiler, travma veya bağışıklık sistemine bağlı hastalıklardan ötürü iltihaplanır. Konjunktivit, kedi acı veya akıntı birikiminden gözlerini kapalı tutmak zorunda olmadığı sürece körlüğe neden olmaz. Kedi sahipleri, kedilerinin gözleri fazla akıntılı ise veya kırmızı görünüyorsa konjunktiviti düşünmelidir. Konjunktivitin nedenini tespit etmek kolay olmayabilir, fakat alınan kültürler veya konjunktiva kazıntıları kesin bulgular vermez. Çoğu zaman veteriner hekim , klinik belirtileri giderecek ilaçlar yazar. YAVRU KEDİLERİN GÖZ HASTALIKLARI Yavru kedilerin feline herpes virüsüne veya klamidiya’ya yakalanmaları yaygın görülür, ki bunlar da konjunktivite neden olabilir. Her iki durumda da tedavi zordur ve herpes virüsü kedinin tüm yaşamı boyunca göz akıntısı ve konjunktivite neden olabilir. Felin herpes insanlara bulaşmaz, ama insanlardaki herpes simpleks virusüne benzer. Felin klamidiya insanlara da bulaşıp konjunktivite neden olabilir, bu yüzden de bir kedinin enfeksiyonlu gözünü elledikten sonra ellerinizi yıkamanız gerekir. Ağır konjunktivite yakalanmış olan kedi yavruları da çoğu zaman aksırmak gibi üst solunum yolları enfeksiyonu belirtileri de gösterirler. GÖZ YAŞI KANALI HASTALIKLARI Naso-lakrimal kanaldaki (gözlerden burna akan gözyaşı kanalı) yaralanmalar bu enfeksiyonlara bağlı olabilir ve ömür boyu gözlerin aşırı sulanmasına neden olabilir....

Devamını Oku
Kedi Astımı
Eyl04

Kedi Astımı

Teşhis Hakkında: Kedi astımı diğer adıyla alerjik kedi bronşiti kedilerin her yaşta yakalanabildiği hastalıktır.  Bu hastalığa yakalanan kedilerde atak tarzında solunum güçlüğü ve hırıltılı, ıslık sesli solunum duyulur. Bazı kediler köpek gibi ağızlarını açarak nefes alıp verirler. Astımlı kediler akciğerdeki hava yollarının tıkanması veya daralmasından dolayı güç nefes alırlar. Bu daralma kedinin aldığı hava miktarını azaltır. Hastalığın ilerleyen evrelerinde bu daralma oluşan hasarlardan dolayı kalıcı hale geçebilir ve hayat tehdit edici bir durum oluşur. Kedi astımı çevresel alerjenler tarafından tetiklenir. Sigara dumanı, kedi kumu tozu, halı tozları, ev temizlik ürünleri , mevsimsel polenler gibi. Veteriner hekiminiz teşhis koymadan önce ciddi diğer akciğer rahatsızlıklarının olmadığını anlayabilmek için bir takım testler yapabilir. Kedilerde kalp kurtları kedi astımının klinik belirtilerini verir.  Bunun için dışkı testi yapılarak bu parazitin yumurtaları aranabilir. Akciğerlerden alınan lavaj sıvısından bazı testler yapılması da gerekebilir. Bu sedasyon altında soluk borusuna steril sıvının verilip geri alınması ve laboratuvara gönderilmesiyle gerçekleşir. Teşhis ile Yaşamak: Bu hastalıkta krizlerin geçmesini sağlayan ilaçlar mevcuttur. Ancak bu ilaçlar hastalığın gelişimini maskeleyerek ilerlediğinin anlaşılmasını da engelleyebilir.  Bu yüzden sadece ilaca güvenmemeli astımı tetikleyen alerjenlerden de kedinizi uzak tutmaya çalışmalısınız. Bunun için: Kedinizin sigara dumanına maruz kalmasını önleyin. Evinizi ev akarlarına etkili süpürgelerle süpürün. Evinize hepa filtreli...

Devamını Oku
Köpeklerde Soğan Zehirlenmesi
Eyl02

Köpeklerde Soğan Zehirlenmesi

Soğan köpeklerde ciddi öldürücü anemiye neden olabilir. Çoğu köpek sahibi, çikolatanın köpeklerini hasta edebileceğini bilir, ancak soğanın öldürücü olabileceğini bilmezler (soğanın , sarımsak ve pırasa gibi akrabaları da dahil). Boylarına bağlı olarak, hasta olmaları için köpeklerin çok miktarda soğan yemeleri gerekmez. 25 gr soğan 10 kiloluk bir köpeği hasta edebilirken, iri bir köpek hastalanıncaya kadar çok daha fazla miktarda soğan yiyebilir Belki şimdi kendi kendinize şu soruyu soruyorsunuz: ‘Beyni olan hangi köpek zaten soğan yer ki?’ Ama soğanların ciğ olması gerekmez. Pişmiş veya kızartılmış olabilirler, hazır torbalardaki gibi kurutulmuş olabilirler veya herhangi başka bir şekilde pişirilip hazırlanmış olabilirler. Soğanlar, kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobini okside ederek zehirlenmeye yol açar. Hemoglobin akciğerlerdeki oksijeni emer, sonra besinin enerjiye dönüştürülmesi için beden dokularına bırakır. Hemoglobin okside olduğunda, oksijeni aynım şekilde taşımayan kitleler oluşur. Bu küçük kitleler, mikroskop altında incelendiğinde kırmızı kan hücrelerinde görülebilir. Veteriner hekimler çok sayıda kırmızı kan hücresinde kitle gördüklerinde, soğan zehirlenmesinden kuşkulanırlar, Normalde birkaç kırmızı kan hücresinde kitleler olabilir. Kitleler genelde kendi başlarına yaşamı tehdit eden sorunlar oluşturmazlar, kırmızı kan hücreleri hala oksijeni taşımaya devam ederler, ama artık o kadar başarılı değillerdir. Aslında daha çok, kırmızı kan hücrelerinin ömürlerini kısalttıkları için sorun oluştururlar. Sonuçta soğan yiyen köpek anemik olur. Eğer...

Devamını Oku
Minik Dostunuzda Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
Eyl02

Minik Dostunuzda Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Alınan her gıda sonunda vücutta şekere dönüştürülür. Şeker vücuttaki her organ ve organlardaki her bir hücre için enerji kaynağıdır. Eğer ihtiyaçtan fazla gıda alımı olursa, ekstra kaloriler gerektiğinde şekere çevirip kullanılmak üzere vücut tarafından depolanır. Şeker kan dolaşımı ile vücutta taşınır ve ihtiyacı olan hücrelere verilir. Peki bu hücreler şekeri kandan nasıl alırlar? Pankreasta üretilen insülin sayesinde. İnsülin yaşam için gereklidir. İnsanlar, kediler ve köpeklerde insülin eksikliğinde Diabetes Mellitus, şeker hastalığı şekillenir. İki yaygın formu vardır. Tip I Diabette, hiç insülin yoktur. İnsüline bağlı Diabet, Juvenil diabet diye de bilinir. Tip II Diabette ise insülin vardır fakat ya yeterli değildir ya da fonksiyonel değildir. Şeker hastalığı olan insanların %10unda Tip I, % 90 ında TipII Diabet vardır. Kedilerde Tip I % 60, Tip II %40 oranında görülürken, Diabetli köpeklerin neredeyse hepsinde Tip I vardır.   Diabetin semptomları: Çok Su içme- Çok idrar yapma Aşırı yeme Yemeye rağmen zayıflamadır. Şeker hastalarındaki insülin eksikliğinden, kanda dolaşan fazla şeker hücrelere iletilemez ve kanda miktarı artar. Sonunda bu biriken şeker böbrekler tarafından su ile birlikte idrara geçirilir. Bu yüzden şeker hastaları çok su içer ve çok idrar yapar. Bu hasta sahibi tarafından fark edilen ilk belirtidir. Köpekler bazen dışarı çıkmayı bekleyemez ve eve...

Devamını Oku
Zoonoz Hastalıklar
Eyl01

Zoonoz Hastalıklar

Zoonoz hastalıklar nedir? Zoonoz hastalıklar; insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir. Dünya sağlık örgütü; zoonoz hastalıkları, doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığı olarak tanımlamaktadır. Ancak bu tanımlamadaki ‘doğal koşullar’ kavramının aksine bazı hastalıkların bulaşabilmesi için bir takım özel şartların oluşması gerekmektedir ki bu da önemli bir konudur. Örneğin kuduzun bulaşabilmesi için mutlaka ısırık, tırmalama vb. nedenlerle oluşan açık bir yara olmalıdır. Aynı durum Brucella enfeksiyonlarında da söz konusudur. Bulaşma yollarından biri olan deri yolu ile bulaşma ancak deri üzerinde çizik, çatlak gibi açık bir yaranın varlığında mümkündür. Zoonoz hastalığın tanımından da anlaşıldığı gibi tek taraflı bir bulaşma değil, her iki grubunda birbirine hastalık bulaştırması söz konusudur. Bulaşmanın kaynağına göre zoonoz hastalıklar iki gruba ayrılır. Zooantroponozlar; hayvanlar ve hayvansal ürünler aracılığı ile insanlara bulaşan hastalıklar. Antropozoonozlar; insanlardan hayvanlara bulaşabilen hastalıklar. Bu pratikte kullanılmayan bir gruplandırmadır ve beşeri veya veteriner hekimlikte genel olarak zoonoz hastalıklar olarak değerlendirilir. İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklara sistiserkozları (cysticercosis) örnek olarak gösterebiliriz. Ülkemizde de sık görülen ve konakçılar aracılığı ile dolaylı yolla kedi ve köpeklerde görülebilen bu parazitin, ergin şekli olan tenialar (T.Solium) insanların ince bağırsağında yaşar ve enfekte gıdaların yenmesi ile sığırlara (T.Saginata) geçer. Kedi...

Devamını Oku
Deri Hastalıkları
Ağu31

Deri Hastalıkları

Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları, genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir. Örneğin; kediler kendilerini temizleyebilirler,ancak buna rağmen yıkanacak olursa,özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri.yanlış kullanılan detarjan, sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder, kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur. Dolayısıyla mantar hastalıkları, egzama, deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar. Sokağa çıkan hayvanlardaysa, ayak derilerinde görülen benzin, mazot, boya gibi çeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır. Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır. Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş, çene, çene altı bölgelerinde,ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması,doğaldır. Belirtileri giderek büyüyen şişlik, iştahsızlık ve halsizliktir. Bu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir. Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir, ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz. Doğal olarak yapılan kaşınmalar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir.Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de,kulak uyuzudur. Hayvan sürekli kaşındığı için kulak çevresinde yaralar oluşur. Öncelikle uyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir.Aksi takdirde tedavi amacına ulaşamaz. İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri...

Devamını Oku
Minik Dostunuzda Gebelik ve Doğum
Ağu30

Minik Dostunuzda Gebelik ve Doğum

Kedilerde gebelik ortalama 58-62 gün, köpeklerde 62-67 gündür. İlk ultrason görüntüsü 23. günde alınmaktadır. Yaklaşık 1 ay sonra karın belirginleşmeye doğuma 20 gün kala da memeler belirginleşmeye başlar. Doğum yaklaştıkça saklanacak yer aramaya başlarlar. Dolap içleri, yatak altları gibi yerlere saklanırlar. Doğum öncesi kedi veya köpeğinize içinde yatabileceği, saklanabileceği bir yer hazırlayabilirsiniz. Doğumun olacağı gün genellikle hemen hepsi yemeği keser ve saklanır. Öncelikle yeşil olarak başlayan bir akıntı şekillenir ama hemen temizlendiklerinden bunu fark etmeyebilirsiniz. Akıntılar şiddetlendikten sonra kontraksiyonlar başlar. Bu akıntılardan sonra doğum en geç 6 sonra başlamalıdır. Yavruların doğumu arasındaki süre değişebilir ama yine de bu süre de 3-4 saati geçmemelidir. Yavru zarlara sarılı olarak gelir, göbek bağıyla da plasentaya bağlıdır. Anne doğurur, doğurmaz bu zarları ayırır, göbek bağını plasentayı yiyerek keser. Kötü bir görüntü olsa da plasentayı yemesi önemlidir. İlk doğumunu yapan kedi ve köpeklerde bazı acemilikler yaşanabilir. Yavruyu zarlardan ayırmaz, göbek bağını kesmezse ona yardımcı olun, yavrunun nefes alması gerekmektedir. Sonra her bir yavruyu yalayarak temizler ve kurutur. Bu aynı zamanda minik yavrunun düzgün nefes alması için bir masaj niteliğindedir. Yavruyu memesine yönlendirir. Yeni doğan yavrular hemen meme emmeye başlarlar. Eğer 6 saat geçmesine rağmen doğum başlamamışsa polikliniğimize çağırıyoruz. Daha öncesinde annenin güvenli ortamını bırakıp,...

Devamını Oku
Köpeklerde Uygulanması Gereken Aşılar
Ağu29

Köpeklerde Uygulanması Gereken Aşılar

Karma Aşılar Karma aşılar DHPPI, DHPPI+L, DP, CPV/CV gibi değişik formlarda ve içeriklerde hazırlanmış olup, bugün ülkemizde veteriner hekimler tarafından kullanılmaktadır. Bu harfler, aşının köpeğinizi bağışık kıldığı hastalıkların baş harflerini göstermektedir. Bu hastalıklar özellikle küçük yaştaki yavrular için riskli olan hastalıklardır. Yavrunuzun sağlık durumuna göre bu aşılardan en uygun olanı veteriner hekiminiz tarafından uygulanacaktır. Bir hayvanın bir defada birkaç hastalığa karşı bağışık kılınması, genellikle uygulanan elverişli bir yöntemdir. İçinde birkaç hastalığa karşı bağışıklık oluşturacak maddeleri içeren aşılar bir tek doz halinde verildiklerinde, hepsine karşı arzulanan direnci oluşturacak bir tepki meydana getirirler. Karma aşılar, köpeğinizi Gençlik hastalığı (Distemper), Hepatit, Parainfluenza, Adenovirus tip 1 ve tip 2, Parvovirus, Coronavirus gibi viral ve Leptospırosis gibi bakteriyel hastalıklara karşı koruyacaktır. Bu hastalıklar yavru için ölümcül olabilir, fakat uygun bir aşı programı ile kolaylıkla engellenebilirler. Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper) Köpekler başta olmak üzere çoğu etçilleri etkileyen, hızlı bir gelişim devresi ve seyir seyreden, solunum sisteminde, sindirim sisteminde ve sinir sisteminde bozukluklar oluşturan çok bulaşıcı viral bir hastalıktır. Köpek viral hastalıkları arasında en yüksek ölüm oranına (kuduz hariç) sahip olanıdır. Hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde görülür ve yüksek ateşle seyreder. Ancak 3-6 aylık genç hayvanlarda görülme olasılığı daha fazladır. Çok düşük bir olasılık da olsa...

Devamını Oku
Köpeklerde İlk Yardım Uygulaması
Ağu29

Köpeklerde İlk Yardım Uygulaması

Sözü edilen durumlar genellikle veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Aşağıdaki hareket noktaları, veteriner hekim yardımı gelene kadar, evcil hayvanınızın durumunu dengede tutmaya yardımcı olmak için planlanmıştır. Köpeğinizin ihtiyacı olan herşeyi sağlasanız bile-düzenli tüy ve deri bakımı, veteriner kontrolleri, uygun beslenme, bol bol sevgi ve ilgi yine de kazalar gerçekleşebilir. Önemli olan bu gibi durumlarda köpeğinizin hayatını kurtarmak için yapılacak uygulamalara hazırlıklı olmanızdır. Yaşamsal Bulguların Kontrolü Hayvanlar için rektal termometre kullanın. İnsanlar için üretilmiş yeni dijital termometreler en iyi seçimlerdir. Kalp atışı, köpeğin göğüs bölgesine elinizi yerleştirerek kontrol edilebilir. Solunum, göğüs bölgesi gözlemlenerek ya da nemli parmağınız burun deliklerinin önüne tutularak kontrol edilebilir. Her iki ölçümü de 15 saniye boyunca yapıp, sonucu 4 ile çarparak dakikada elde edilen sayıyı bulun. Köpeğinizin sakin olduğundan emin olun. Dinlenme vaziyeti normal ölçüm sonuçlarını kesinleştirir. Kontrol Altına Alma ve Nakletme Köpeğin ısırmayacağını veya tırmalamayacağını düşünmeyin. Yaralanmış bir köpeği kucaklayarak taşımayı denemeyin. Yüzünüzü onun kafasına yaklaştırmayın. Eğer gerekliye, gazlı bezle veya yumuşak havlu şeritler ile ağzını bağlayın. Küçük köpekleri havluya sarabilirsiniz. Herhangi bir incelemeyi yavaşça ve özenli bir şekilde yapın. Eğer köpek aşırı tepki verirse, incelemeyi durdurun. Taralı ve iri bir köpeği kaldırmaya ya da sürüklemeye çalışmayın. Tahta parçasından, eski bir battaniyeden ya da çocuk kızağından...

Devamını Oku
Kedilerde Sistit Hastalığına Dikkat!
Ağu28

Kedilerde Sistit Hastalığına Dikkat!

Sistit, kum dökme gibi idrar yolu rahatsızlıkları kedi sahiplerinin sıkça karşılaştıkları ve tedbir alınmadığı taktirde böbrek yetmezliğine kadar ilerleyip kediciğin ölümüyle sonuçlanabilen ciddi rahatsızlıklardandır. Eğer kediniz kumuna gittiğinde çişini yapmak için gereğinden uzun zaman harcamaya başlamışsa kedinizi kontrol altında tutmanın faydası olacaktır. Kedi çişini ancak damla damla yapıyor ve bunu yapmak için de fazla zaman harcıyorsa sistit olmuş olma ihtimali vardır. Eğer zamanında veterinerine götürüp gerekli tedaviyi yaptırmazsanız bir gün kedinizi kan işerken bulma ihtimaliniz yüksek olacaktır. Aynı şekilde, çişini rahatça yapamama durumu kedinizin idrar yollarının kum yüzünden tıkanmasından da kaynaklanabilir. Özellikle erkek kedilerin idrar yolları dişilerinkine oranla daha allengirli olduğu için kum meselesinin erkek kedilerde görülme oranı daha yüksektir. Bu rahatsızlığın baş sebebi olarak, kuru mamaların içindeki yüksek protein oranı gösterilmektedir. Yine zamanında tedbir alınmazsa kediniz gün gelecek ve çişini hiç yapamayacaktır, bu durumda apar topar veterine gidip kedinize sonda taktırmak lazım gelir. Anestezi gerektiren bu operasyon kedi için acı vericidir ve iyileşme süreci 2-4 hafta arasıdır. Bu süreç içinde kedi idrar yollarının tahriş olması nedeniyle muhtemelen sağa sola çişini kaçıracaktır. Eğer bu noktadan sonra da gerekli tedavi uygun biçimde yapılmazsa böbrek yetmezliği ile karşılaşılması söz konusu olacaktır ki aman! En iyisi erkek kediniz varsa , kum, sistit...

Devamını Oku
Dişi Köpeklerde Kısırlaştırma
Ağu28

Dişi Köpeklerde Kısırlaştırma

Kısırlaştırma Ne Zaman Yapılır? Dişi köpeklerde kısırlaştırma ergenliğe ulaştığı her hangi bir dönemde yaptırabilirsiniz. Sağlık açısından, ilk kızgınlığa girmeden önce kısırlaştırılma işleminin yapılmasını tavsiye ederiz . Böylelikle meme tümörü oluşumun riskini minimalize edilir.Ayrıca bu dönemde operasyonlar daha kolaydır ve komplikasyon riski düşüktür. Kısırlaştırma yaptırmadan kızgınlığı önleyebilirmiyim? Hormon kullanarak önlenebilir. Ancak bununda ciddi yan etkilerini ve geçici bir çözüm olduğunu göz ardı etmeyiniz. Kızgınlık döneminde kısırlaştırma yaptırabilirmiyim? Kızgınlık döneminde kanama riski fazla olduğundan dolayı çok zorunlu olmadığı sürece operasyondan kaçınılmalıdır. Operasyon için Östrus döneminin bitmesini beklemek daha yararlıdır. Kısırlaştırmanın Faydaları Nelerdir? Bir daha köpeğiniz kanama dönemi geçirmeyecek ve çiftleşme isteği ortadan kalkacaktır. Dönemine bağlı olarak görülebilen erkek köpek tacizleri, hoş olmayan cinsel hareketler, sık idrar yapma gibi problemler bitecektir. Diğer dişi köpeklerle yaşanan kavgalar azalacaktır. Dönemiyle ilgili davranış bozuklukları, sinirlilik, ısırma, rahatsız edici inlemeler ve ulumalar, evden kaçmalar ve söz dinlememek gibi strese neden olan bütün problemler ortadan kalkacaktır. Zamansız ve değişik ırklarla çiftleşmeler olmayacaktır. Yavru bakma ve sahiplendirmenin zorlukları yaşanmayacaktır. Sağlık açısından meme kanseri riski, kısırlaştırılmış köpeklerde kısırlaştırılmamış olanlara göre çok düşüktür. Kısırlaştırılmış köpeklerin eğitimi ve uyumluluğu, kısırlaştırılmayanlara göre çok daha iyi ve kolay olmaktadır. Yumurtalıklar ve rahim alındığından bunlara ait kist, kanser ve iltihaplanma gibi olası riskler ortadan...

Devamını Oku
Kedi ve Köpeklerde Tüy Dökülmesi
Ağu28

Kedi ve Köpeklerde Tüy Dökülmesi

Bir çok pet sahibinin şikayet ettiği tüy dökülmesi, sık rastlanan ve çok çeşitli nedenleri olan bir durumdur. Fizyolojik olan tüy dökülmesi bahar aylarında gözlenir. Ancak bazen tüm yıla yayılabilir. Kıştan kalan sık ve kalın tüyler ilkbaharda dökülmeye başlar ve yaz aylarında bu tüylerin yerini ince ve seyrek tüyler alır. Benzer şekilde yazın mevcut olan tüyler sonbaharda dökülerek yerini sık ve kalın tüylere bırakırlar. Yavru petlerin bebeklik tüylerini değiştirmesi de fizyolojik tüy dökülmesine bir örnek teşkil eder. Soğuk kış aylarında ev içi sıcaklık genelde yüksek olacağından, petler kendilerini sıcak ortama adapte etmeye çalışırlar, sık ve kalın kış tüylerini sıcak ev ortamında dökerler. Stres tüy dökülmesi tetikleyen önemli bir faktördür. Yolculuklar, hastalıklar, tıbbi müdahaleler, mevsimsel ve hormonal değişiklikler, sahip ya da ev değişikliği, yaşam alanına eklenen yeni bireyler (çocuk, misafir gibi), yetersiz ya da dengesiz beslenme, ani gıda değişiklikleri, öğünlerdeki düzensizlik ve aç kalma durumları, ani ısı değişimleri, korkular, gebelik ve süt emzirme tüy dökülmesini doğrudan etkileyen stres faktörleridir. Tüy dökülmesinin en önemli nedeni yanlış beslenmedir. Ev yemekleriyle, sadece ciğer, tavuk, süt gibi tek yönlü gıdalarla beslenen hayvanlarda tüy dökülmesini önüne geçmek imkansızdır. Ayrıca ucuz ve kalitesiz kedi-köpek mamalarıyla beslemekte kötü kaliteli protein ve düşük besinsel içeriği nedeniyle (biotin, taurin, omega...

Devamını Oku